Kendi Dijital Asistanlık İşimi Kuruyorum – 4 Potansiyel Müşteriler ile Nasıl İletişime Geçmeli?

Bu yazıda, sanal asistanlık işini kurarken en önemli konulardan biri olan, potansiyel müşteriler ile nasıl iletişime geçmemiz gerektiğine bakmak istiyorum.

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce bir konuda net olmak istiyorum. Önceki bölümleri okumadan ve gerekli çalışmaları yapmadan, işinizi büyütecek ve ödeme yapacak müşterileri bulmayı beklememelisiniz. O yüzden eğer önceki bölümleri tamamlamadıysanız, lütfen geriye dönün ve diğer bölümleri tamamlayarak devam edin.

Bunu da söyledikten sonra, ilk müşterileri bulmak için kanıtlanmış bazı stratejiler üzerinde duralım.

Burada yine balık avlamak üzerinden örneklendirme yapacağım. Balık avlamaya gittiğinizi düşünün. Öncelikle oltanızı atar ve bir süre beklersiniz. Bir çok sanal asistanın  ya da freelance çalışanın yaptığı budur aslında. Potansiyel müşteriler ile dolu bir gölün içindedirler ve bir balığın yemi yutmasını umarlar.

Buradaki en önemli nokta eğer hedef kitleni tanımıyor ve onun nerede zaman geçirdiğinin farkında değilsen, büyük olasılıkla gününü belki bir müşteri ya da müşteri yaratmayacak bir gölde de avlanarak geçiriyor olabilirsin. Yani zamanını ve emeğini boşa harcıyorsun.

Başarıyı nasıl garantileyebilirsin?

Balığın olduğu yere gidebilirsin.

Balıkların kim olduğunu ve nerede olduklarını biliyorsan, oraya gidersin, bu yüzden hedef pazarı bilmek ve tanımak bu kadar önemli. Hedef kitleni bilmek ve tanımak sana bir yön verecektir. Nerede olman gerektiğini bilirsin.

Bunu örneklendirecek olursak, ona  Ayşe diyelim  🙂 Çocuk sahibi olduktan sonra, kariyerini değiştirmek istedi. Çünkü eskisi kadar esnek saatlerde çalışamıyordu.  Sanal asistan olmaya karar verdi 🙂 Öncelikli olarak bir blog açtı ve orada yazılar yazmaya ve verdiği hizmetlerden bahsetmeye başladı. Kesinlikle hedef kitlesi ile ilgili bir fikri yoktu 🙂

Bir süre sonra okudukça ve tecrübe edindikçe bilişim teknolojileri ve yurtdışında yaşayanların bu şekilde çalışmaya yatkın olduklarını fark etti ve kaynaklarını potansiyel müşterilerinin bulunduğu mecralara yönlendirdi. Ayşe bir kısım müşteri ile çalışmaya başlamıştı ancak bu çok bilinçli bir seçim değildi ve bunu hedeflememişti. Hedeflerini netleştirip, yeniden düzenleyince, bir süre sonra istediği kadar müşteri ile çalışıyordu.

Bu durumda, Ayşe neler yaparak yeni müşteriler edindi?

  • Bilişim Teknolojileri konusunda networking
  • Bilişim teknolojileri eğitimleri
  • Bilişim teknoloji konusundaki kişilerin takıldığı online forum ve sosyal medya grupları
  • Google/ Linkedin’de bilişim teknolojileri konusunda araştırma yapmak – Potansiyel müşteriler için bir liste yapıp, sonra e-mail ya da sosyal medya üzerinden ulaştı.
  • Bilişim teknolojileri konulu bloglar bulup, yorum bırakmak ya da yorum bırakanları araştırmak. Bu kişileri de potansiyle müşteri listenize ekleyerek, Linkedin ya da Twitter üzerinden bu kişileri takip etmek.

Bu örneği kullanıyorum çünkü hepsi benim için çok yakın zamandaki tecrübelerimden 🙂 Sırrımı açıkladım sanırım 🙂 Network yaratmak için kullandığım taktikler farklı sektörler içinde aynı şekilde kullanılabilir.

Eğer hedef kitleniz geniş ve sizin hizmetiniz nişse – Mailchimp konusunda uzmanlık gibi- Bu durumda işiniz biraz daha zorlu olabilir çünkü iletişime geçmeniz gereken daha büyük bir kitle vardır. Network geliştirmek için en iyi seçenekleriniz, çeşitli ve farklı konularda iş sahibi kişiler ile tanışabileceğiniz eğitim  konferansları ya da BNI toplantıları olacaktır.

Linkedin, Yenidenbiz, Hikayesi Girişim, BNI gibi oluşumlar network oluşturmak, kendini tanıtmak ve potansiyel müşteriler ile buluşmak için iyi fırsatlar olacaktır.

Her iki şekilde de, (sanal asistanlık işinizin bir sektöre yönelik olması ya da verdiğiniz niş bir hizmetin olması) bu konuda blog yazıları yazmak faydalı olacaktır.

Linkedin bünyesinde bir mobil blogging platformu olan Pulse ve büyük/küçük farklı başarılı girişimciler tarafından kullanılan bir blog platformu olan Medium bu anlamda faydalı araçlardır.

Sanal asistanlar için en iyi pazarlama mecralarından biri bana sorarsanız Linkedin. Linkedin‘de  içerik yaratmak, okuyucularınızı hizmetleriniz konusunda eğitmek ve görünür olmak önemli.

Linkedin‘i potansiyel müşterileri bulmak (lead generation)  için en iyi araçlardan birisi aslında.  İlgi çeken ve iyi düzenlenmiş bir Linkedin profili yaratarak,  önerdiğiniz hizmetleri ve bu hizmetleri kime verdiğinizi vurgulayarak Pulse ‘da belirli aralıklarda yazı yazarak talep ve müşteri yaratabilirsiniz.

Hedef kitlenizin olduğu gruplarda yer almak, grup içinde sorulara cevap vermek ya da hizmetleriniz hakkında post yazmak sizin Linkedin‘deki görünürlüğünüzü ve fark edilmenizi artıracaktır. Ben çok yoğun olarak Linkedin‘i kullandım çünkü çok fazla yüz yüze networking yapma fırsatım yoktu. Bu yüzden interneti bir kaldıraç gibi kullandım ve  çok faydasını gördüm.

Henüz aktif bir Linkedinkullanıcı değilseniz ya da blog yazmıyorsanız, korkmayın. Önemli olan network geliştirmek, iletişimde olmak ve hedef kitleniz ile bağlantı kurmak. Bunu yüzyüzede yapabilirsiniz ve bu da önemli bir adımdır ve yeterlidir.

Ben bugünlerde Facebook’u da aktif olarak müşteri bulmak ve network yaratmak için kullanıyorum.

Nedeni basit; insanların problemleri var ve bunları sosyal medyadaki networking gruplarında paylaşıyorlar.

Müşteri bulmak için bir başka alternatif ise, ne iş yaptığınızı çevrenize anlatmaktır,  bu aslında en basit olan ve bir o kadar da gözden kaçan bir yoldur.  Çevreniz sizin hizmetlerinize ihtiyaç duyabilecek herkes ile sizi iletişime geçirebilirler.  Telefon numaraları, e-posta adresleri gibi tüm detayları not alın ve bu insanlara mutlaka ulaşın.  İşiniz ile ilgili bilgi verin.

Yaşadığınız yerdeki küçük işletmeler ile iletişime geçin. Sizi ismen tanımaları önemli olabilir. Bu işi yapmanın akılcı yolu, hedef kitlenizin gittiği lokal bir işletmenin sahibi ile iletişim kurmaktur. Ayrıca hizmetleriniz ile ilgili broşür bırakabilir ya da ilan panolarına asabilirsiniz.

Peki ya küçük bir il/ilçede yaşıyorsanız ve BNI vb gibi networking alternatifleri yoksa?

Bu durumda interneti devreye sokun!

Müşteriler ile birebir iletişim kuramıyor olmanız, müşteriniz olmayacağı anlamına gelmiyor.

Tamam, daha görünür olmam gerektiğini, blog yazıları yazmayı ve sosyal medya gruplarında faydalı yorumlar yapmam gerektiğini anlıyorum ama ne yazmam gerektiğini nasıl bileceğim diye düşünüyor olabilirsiniz.

İşte burada araştırma devreye giriyor. Şimdi daha önce yapmış olduğunuz araştırmalara dönüp bakın! Potansiyel müşterileriniz en çok hangi konularda zorlanıyor? Bu konularda yazmaya başlayabilirsiniz.

Bazı müşterileriniz gelen e-postalarını düzenli tutamıyor olabilir. Başka bir kısmı zaman yönetiminide sıkıntı yaşıyor olabilir. Tüm bu konularda size özel çözümlerinizden oluşan yazılar hazırlayabilirsiniz.

Belki siz Dropbox kullanmayı çok seviyorsunuz ve dosyalarınızı ve bilgiyi burada saklamak için yaratıcı uygulamalarınız/çözümleriniz var. İşte bunlardan bahsedebilirsiniz.

Takvim yönetimi konusunda ipuçları verebilirsiniz. Bir günü nasıl planlamak grektiği hakkında yazabilirsiniz.

Bir başka öneride, müşterilerinizin sorunlarına çözüm olacak yeni bir program/uygulama var ya da mevcut program ile ilgili sizin hızlı ve basit çözüm sağlayacak önerileriniz var. Bu da ayrı bir yazı konusu olabilir.

Bir sonraki yazıda, potansiyel müşterileriniz ile nasıl görüşmeler yapacağınız, neler anlatabileceğiniz hakkında olacak.

Sevgiler,

Kendi Dijital Asistanlık İşimi Kuruyorum -2 Hedef Kitleyi Tanımlamak

Kendi sanal asistanlık işimi kuruyorum yazı dizisinin 2. si ile karşınızdayım 🙂 Bu yazıda çok önemli bir konu olan hedef kitleden bahsediyor olacağım.

Başarılı olmak istiyorsanız, hedef kitlenizi tanımanız önemlidir. Eğer kendinizi hedef kitlenizin ile empati kuramıyorsanız, onları hedefleminiz de anlamsız olacaktır. Hedef müşteri kitlenizin işi ile ilgili hangi konularda sıkıntı çektiğini ya da hangi noktada sizin hizmetinize ihtiyaç duyduğunu biliyor olmalısınız.

Müşterilerinize kendi değerinizi göstermenin ve kanıtlamanın yolu onların mevcut problemlerini anlamak ve bu noktada onlara bir çözüm önermek olacaktır. Potansiyel müşterilerinizin kalbini ve aklını kazanmanın yolu onların motivasyonunu ve gündemini anlamaktan geçiyor.

Daha derinlemesine bakarsak;
Kiminle çalışmak istiyorsunuz? Size şu an kimin ihtiyacı var?
Size bir ipucu vermek istiyorum; cevabınız “İdari iş desteğine ihtiyacı olan her türlü küçük işletme” olmamalı.
Bu sorunun cevabı doğrultusunda, daha odaklı ve belirli bir hedef kitleye yönelik bir pazarlama ve iletişim planı oluşturabilirsiniz.

En önemli konulardan biri de sizin genel bir idari asistan mı yoksa bir konuda uzmanlaşmış bir asistan mı olmak istediğiniz. Her ikisi birbirinden oldukça farklı.
Bunu şöyle açıklayabilirim; genel idari asistan hepinizin tahmin ettiği üzere, gelen e-postaları cevaplama, takvim yönetimi, evrak yönetimi, müşteri ilişkileri gibi daha genel görevleri yerine getirir. Uzman asistan ise wordpress, mailchimp, infusionsoft gibi herhangi bir program ya da sosyal medya yönetimi gibi bir hizmette uzmanlaşmıştır.
Bunlar basitçe verebileceğim ilk örnekler.

Hedef Kitlenizi Nasıl Bulabilirsiniz?

Hedef kitlenizi tanımlamaya hazır mısınız?
Önemle altını tekrar çizmek isterim, ” İdeal müşteri, iş ve potansiyel müşterilere ayıracağı zamandan çalan idari işlerine destek ihtiyacı olan her küçük işletmeler” olmamalı.

Bu konuda daha belirleyici olmalısınız.
İşte size yardımcı olabilecek bazı sorular;

Demografik özellikleri neler?
Nerede yaşıyorlar?
Hangi sektördeler?
Kaç yaşındalar?
Evli ya da bekar mı?
Çocukları var mı?

Psikolojik özellikleri neler?
Hangi blogları takip ediyorlar?
İş ve hayatlarındaki ana problem ne? (aile/spor için zamansızlık, günde 12 saat çalışmaktan tükenmiş olmak)
Kişiliklerini tanımlayın (bağımsız, asabi, çekingen, dışa dönük)
Çalışmadıkları bir Pazar günü ne yaparlar? (yoga, bisiklet, çocuklarla park, tüm gün oturup kitap okur )
Hobileri ne? (resim, marangozluk, kickbox)

Cevaplarınızı yazın.

Eğer cevaplarınız sizi belli bir sektör ya da iş alanına yönlendiriyorsa, bu sektördeki ideal müşterinize odaklanabilirsiniz. Mesela düğün organizasyon sektöründe genel bir sanal asistan olarak çalışmak gibi.

Eğer hedef kitleniz birbirinden farklı iş/kişi olarak çıkıyorsa, bu durumda belirli bir beceri/yeteneğinize odaklanın.
Buna bir örnek verecek olursam, Mailchimp üzerinden, e -posta pazarlama konusunda uzmanlaşmış bir sanal asistan olmak gibi. Farklı sektör/kişilerin bu hizmete ihtiyacı olacaktır.

Yukarıdaki iki örneğin odak noktalarının birbirinden ne kadar farklı olduğunu fark ettiniz mi? Bir tanesi belirli bir hizmete odaklananırken, diğeri belirli bir sektöre odaklanmaktadır.

Bu noktada siz kendinizi nasıl görüyorsunuz? Sadece belirli bir hizmete odaklanıp, bu konuda hizmet verebilir misiniz? Yoksa belirli bir sektöre/demografik özelliklere odaklanması gereken genel bir sanal asistan mı olabilirsiniz?

Lütfen kendinize 1-2 dakika verip, düşünün ve bu yazıyı okumaya öyle devam edin.

Eğer belirli bir sektör düşünemiyorsanız, daha önce çalıştığınız sektörleri gözden geçirebilirsiniz. Şu anda çalıştığınız ya da eski işinizin hangi yönlerini seviyordunuz? Daha önce destek verdiğiniz amir ya da patronlarınızın karakterleri nasıldı?

Bu konuda bir örnek verecek olursam; sanal asistan olarak çalıştığım müşterilerimden biri, bilgi işlem sektöründe çalışıyordu ve Türkiye için oldukça yeni bir kavram olan sanal asistanlık işini deneyen ilk müşterim olmuştu. Çünkü kendisi de bu şekilde uzaktan çalıştığı ve ekip olarak çalışma şekilleri böyle olduğu için uzaktan çalışmanın mümkün olduğunu biliyordu. Bu benim için oldukça önemli bir kırılma noktasıydı ve sonraki müşterilerimde de bu çalışma şekline yatkın olmalarını hedefledim.

Bir başka örnek ise benim için vazgeçilmez olan nefes koçluğunu ilk başladığım zamanlarda bu işin kurucusu ile bir süre sanal asistan olarak çalıştım. Çünkü hem onun ihtiyaçlarını biliyordum, hem de çalışmalarda neler yapıldığı/ nelere ihtiyaç olduğuna ilişkin bilgim vardı. Böylece hem tutkumu, hem de işimi birleştirmiş oldum.

Karanlıkta ilerlemeye çalışmak ve müşteri bulmaya çalışmaktansa, önce bildiğiniz yerlerden ilerlemeye çalışmak herzaman daha kolay olacaktır. Burada anahtar bir göle gidip, balık avlamaya çalışmaktansa, balığın olduğu yere gitmek aslında. Müşterinin olduğu yeri bulmak zaman alabilir ancak bir kez belirledikten sonra hızla yeni balıklar yakaladığınızı göreceksiniz 🙂

Hangi hizmetleri sunacağınızı ve hedef kitlenizin kim olduğunu belirledikten sonra, araştırma yapmaya başlamalısınız. Bu aslında işin eğlenceli kısmı bana göre.

Araştırmaya Başlamak

Hedef kitleniz olabilecek küçük işletmelere ulaşın.
Aşağıdaki sorular üzerinden yürüteceğiniz, birlikte kahve içebileceğiniz ya da skype üzerinden kısa bir görüşme planlayın.

Hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
Bana biraz işinizden ve en çok yapmayı sevdiğiniz görevlerden bahseder misiniz?
İşinizde nasıl daha etkin olabilirsiniz?
Günde fazladan 2-3 saatiniz daha olsaydı ve siz bu zamanı eğlenceli bir biçimde değerlendirmek için ne yapardınız?
Haftalık ya da günlük olarak düzenli yaptığınız bazı görevleri delege edecek olsanız, bunlar neler olurdu?
Hedeflerinize ulaşmanızda size engel olan ne?
İşiniz ile ilgili en büyük problemlerinizi çözebilecek 3 dileğiniz olsaydı, siz neyi dilerdiniz?

Hedef kitlenizi araştırmak için sosyal medyayı da kullanabilirsiniz. Twitter, Facebook ya da Linkedin gibi sosyal medya platformları network sağlamak, yeni iş potansiyelleri oluşturmak için çok iyi kaynaklardır. Potansiyel müşterilerinizin kullandığı bir sosyal medya platformu bulmanız oldukça önemlidir. Facebook ya da Linkedin üzerinde potansiyel müşterilerinizin olduğu gruplar bulabilir ve bu gruplarda genel tartışlamalara katılarak, yorumlar yaparak belirli potansiyel kitle yaratabilirsiniz.Grup içinde bilinirliğiniz arttıkça, hedef kitlenize giren potansiyeller ile internet üzerinden ya da birebir görüşmeler üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

Kendinizde sosyal medya üzerinden hedef kitlenize yönelik duyurular yapabilirsiniz. Örneklemek gerekirse, “Bilgi İşlem sektöründe çalışan 10 yönetici ile görüşmek istiyorum. Bu konuda bir pazar araştırması yapıyorum ve işiniz ile ilgili nasıl e posta posta pazarlaması yaptığınızı ve günlük iş rutininizi öğrenmek istiyorum.” ya da “Günlük iş rutinlerinde destek ihtiyacı olan Bilgi işlem sektöründe çalışan 10 yönetici ile çalışmak istiyorum.” gibi

Burada önemli olan onların size ayırdıkları zaman karşılığında onlara mutlaka bir şey öneriyor olmanızdır. Onlara iş sistemlerini gözden geçirip, bir çözüm önermek ya da eposta pazarlama sistemlerini gözden geçirip bir öneride bulunmak gibi (belirli bir projede onlara 1 saat destek vermek gibi)

İnsanlar ücretsiz destek ve hizmet almaktan hoşlanır ve size zaman ayıracaklarsa karşılığında birşey almak hoşlarına gider. Toplantıyı planlama sürecini basit tutmanız önemlidir.

Tüm bu eylemlerdeki amaç ideal müşterinizi çok iyi tanımanız ve websitenizi ilk okuduklarında ve sizinle bir tanışma görüşmesine karar verdiklerinde zaten size neden geliyor olduklarını çoktan biliyor olmanızdır aslında.

Birebir yapacağınız görüşmelerde, sizinle paylaştıkları bilginin sizin için altın değerinde olduğunu unutmayın. Sizinle paylaştıkları sorunlar, potansiyel müşterilerinizin sizden çözülmesini isteyecekleri konular, bu noktada sizin onlara sunmayı planladığınız hizmetler değildir. Ve tüm bunları onlardan birebir dinleme şansınız olacak. Bundan daha iyi nasıl olabilir? 🙂

Böylelikle web sitenizi hazırlarken, neyi nasıl yazacağım diye düşünmenize bile gerek olmayacak. Hedef kitleniz ile bu görüşmeleri yaparken, gerekli olan her türlü bilgiyi ve hatta kelimeleri bile onlardan öğrenmiş olacaksınız. Böylelikle yine hangi hizmetleri sunmanız gerektiğini tahmin etmenize gerek kalmayacak çünkü birebir kendisinden duyuyor olacaksınız.

Hedef kitlenizden bu bilgileri aldıktan sonra yapmanız gereken, tüm bu bilgiler ışığında hizmet ve paketlerinizi tasarlamak olacaktır.

Bu bilgileri nasıl toparlayabilirsiniz;

Görüşme yaptığınız kişilerden izin alarak, yapılan görüşeleri telefonunuz ile mutlaka kaydedin.
Google form ya da typeform üzerinden bir form oluşturun ve görüşme öncesinde linkleri gönderin. Böylece onlardan gelen cevapları/dataları analiz edilmesini kolaylaştıracaktır.
Sorularınızı Linkedin/Facebook üzerinden gruplara sorabilirsiniz ve gelen cevapları mutlaka not edin.
Sosyal medya üzerinde ilginç bulduğunuz dataları ya da size gelen cevapları screenshot ile kaydedin.
Benim sevdiğim şeylerden biri ise, hedef kitlenizin takip ettiği bloglarda surf yapmak ve blog yorumları üzerinden bir çok bilgi edinebilirsiniz.

Tüm bu bilgileri Evernote ya da Dropbox üzerinde saklayabilir ve tüm bu araştırma bilgilerine her ihtiyacınız olduğunda kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Topladığınız bilginin gücünü mutlaka hatırlayın. Hedef kitlenizin sürekli sorun yaşadığı, çözemediği ve ihtiyaç duyduğu şeyleri gerçek kelime ve duygularını onlardan birebir görüşmeler ya da yorumları ile öğreniyorsunuz aslında. Onların nerede neye ihtiyacı olduğunu ne kadar iyi anlarsanız, onlara bu çözümü sunmanız o derece kolay olacaktır. Bu çözümde siz olacaksınız aslında.

Bu bir çok sanal asistanın ve aslında pek çok freelance çalışan kişinini içine düştüğü bir tuzak. Böyle bir ön çalışmayı başlangıçta yapmıyorlar. Web sitesini ya da sosyal medya hesaplarını kurduktan sonra neden herhangi bir potansiyel iş teklifi yakalayamadıklarını düşünüyorlar.

Genel inanışın aksine, web sitenizi kurmak, sizin en son yapacağınız adım olmalıdır, ilk değil.
İlk yapılması gereken, temel hizmetleri belirlemek, sorun yaşadığı noktaları tespit edebilmek için hedef kitleniz ile buluşmak ve en sonunda da onlara bu konuda çözüm önermektir.
Bir çok iş sahibi hedefleri olan iş kurmaya o kadar hızlı ilerliyor ki, en önemli aşamayı atlıyor. Bu belki nasıl araştırma yapacaklarını bilmemelerinden kaynaklanıyor, belki de ilk kez bir iş kuruyor oldukları için bu konuda herhangi bir fikirleri yok.

Bu aslında çok fazla zaman ve emek gerektiren bir süreç. Bu sürecin aylarınızı alacağı anlamaına gelmediği gibi, anlatmaya çalıştığım sadece bu aşamanın hızlı bir süreç olmadığı. Eğer hızlıca bir iş kurayım, hemen de kar edeyim gibi bir düşünceniz varsa, hüsrana uğramanız çok olası.

Önümüzdeki 3-6 ay içerisinde keyifle yürütebileceğiniz bir sanal asistanlık işi için, şu an bunun için gerekli olan önçalışmayı yapmalısınız.

Bir sonraki yazımda, bu önçalışmayı yapıyor olmamınızın neden bu kadar kritik olduğundan bahsediyor olacağım.

Keyifli okumalar dilerim,

Sevgiler,

Bireysel Girişimciler Neden Sanal Asistanla Çalışmalı?

Bireysel girişim, sadece bir kişi tarafından yürütülen ve yönetilen bir işletmedir. Bu kişi, hem idari hem de operasyonel anlamda  çalışırken, bir yandan da iş sahibidir. Tüm bu görevler sebebiyle bireysel girişimci kolaylıkla yorulur, stres olur ve çok çalışır. Bu yüzden mutlaka dışardan bir destek almalı ve bir Sanal Asistan’la iş ortaklığına gitmelidir.

Bu iş ortaklığı üzerine düşünmek için  aşağıdakileri okumanızı öneririm.

1- Bir çok bireysel girişimci kendi evinin luksunde işini yürütmek ve yönetmektedir. Birisiyle birlikte çalışmaya başlamak, ona yer ayarlamak ya da birlikte evden çalışmak anlamına gelir ancak Sanal Asistan’lar da sizin gibi bireysel girişimciler oldukları için kendi ortamlarından çalışmayı tercih eder.

2- Sanal asistanlar, kendi harcamalarının sorumluluğunu alır. Size ofis, ekipman vs gibi detaylar için harcama yaratmaz.

3- İstediğiniz özelliklerde, sizin ihtiyacınız olan teknik ve profesyonel becerilere sahip bir Sanal Asistan ile anlaşabilirsiniz. Hatta günümüzde bir çok Sanal Asistan belirli alanlarda ihtisaslaşarak, tamamen bu konuda hizmet vermektedir. Bu anlamada ihtiyacınız doğrultusunda birden fazla Sanal Asistan ile çalışabilirsiniz.

4- Sanal Asistan’ı ihtiyacınız oldukça kullanabilirsiniz. Çalışma saatleri ve çalışma şartları da esnektir. Sürekli çalışmak ya da haftada belirli bir saat doldurmak gibi bir zorunluluk yoktur.

5- Sanal asistanınız size zaman kazandırır.  Delege ettiğiniz görevlerle, size para kazandıran işlere daha çok odaklanabilir. İdari işlerle kaybettiğiniz zamanı hobilerinize ayırarak geçirebilirsiniz.

6- Sanal asistanınıza sadece sizin için çalıştığı zamanı ödeyeceğiniz için harcamalar konusunda da kazançlı olursunuz.

7- Sanal asistanlarda bireysel girişimciler oldukları için, size işinizi bir sonraki seviyeye taşımanız konusunda fikirler ve öneriler ile geliştirecektir.

8- Sanal asistanınızla lokasyon ve mekandan bağımsız olarak çalışabilirsiniz. Siz tatildeyken, ona görev verebilir ve sizin adınıza işleri takip etmesini isteyebilirsiniz. Ayrıca dünyanın herhangi bir yerindeki kişi ile de çalışabilirsiniz.

9- 24 saati iş ile geçirdiğiniz zaman, sizin işi değil, işin sizi yönettiğini fark edince, Sanal Asistan ile çalışmaya karar verip,  iş yükünüzü azaltarak daha sağlıklı ve mutlu bir hayata doğru yol alacaksınız.

Bireysel girişimcilerdeki en büyük engel, bebeğiniz gibi gördüğünüz işi sizden daha iyi kimsenin yürütemeyeceği ve hepsini kendi başınıza yönetebileceğiniz/ yapabileceğiniz inancıdır.  Fark etmeniz gereken, bazen bir adım geride durup, hepsini yapamayacağınız kabul etmek ve yapabilecek olsanız bile yapmamayı seçmektir.

Size tavsiyem, hemen bugün öncelikle yapmaktan hoşlanmadığınız işleri belirleyip, bir Sanal Asistan’a delege etmek ve  kendinize zaman ayırmanız olacaktır.

2015 Hazırlıkları Başlasın!

new-years-resolution

1. Masaüstünü Düzenleyin

İş ortamı önemliyse, bilgisayar neden farklı olsun? Çok kalabalık olmayan ancak pozitif ve güzel bir masaüstü teması seçin. Sizi rahatlatacağını düşündüğünüz renklerden seçebilir ya da bir kombinasyon yapabilirsiniz.

Masaüstündeki düzenlenmesi gereken bütün dosyaları Gelen Kutusu/ Inbox ya da size düzenlemesi gerektiğini hatırlatan başka bir isim vererek bu klasörde toplayın. Bu konuya 2 nolu önerimde geri döneceğim.

Masaüstü düzenlendiğinde, bilgisayarınız daha sakin hissetmeye başlayacaktır.

2.Dosyalarınızı Düzenleyin

Dosyaları nasıl düzenleyeceğiniz tamamen size bağlı bir konu ancak önerim hiyerarşik bir düzenleme yapmanız olacaktır. Örnek verecek olursam, İş ve Kişisel/Özel olmak üzere 2 ana başlık olmalı (eğer bilgisayarı ortak kullanıyorsanız)  ve burdan başlayarak alt başlıklara ayrılmalı.

Eğer  herşeyi masaüstüne kaydeden ve bunları sonra dosyalayacağım diyenlerdenseniz, masaüstüne mutlaka Gelen Kutusu/ Inbox gibi size daha sonra bunları düzenlemeniz gerektiğini hatırlatan bir klasör oluşturun. Bu tarz dosyaları buraya kaydedin ve haftada bir bu klasörün temizlenmiş olduğundan emin olun.

Bu konuda bir çok program ve yazı bulunmakta, daha detaylı bir çalışma için internette çok fazla kaynak mevcut.

Organize olmuş bir dosyalama/klasör sisteminin  yeni yılda birçok faydası olacaktır.

3. Kullanılmayanı Ayıkla

Kullanmadığın program ve uygulamaları bilgisayarından sil. İşletme sistemine uygun olarak sildiğinden emin ol.

Geçen yıl boyunca bilgisayarıma bir çok program ve uygulama indirdim. İhtiyacımı karşılamayan  ya da artık kullanmadıklarımı  hemen silerim ancak belirli aralıklarla daha detaylı bir temizlik yaparım.

Kullanmadığınız hiçbirşeyin bilgisayar/ tablet ya da telefonunuzda yer tutmasına gerek yok.

4. Kırtasiyeleri Gözden Geçirin. Bozuk/ Bitmiş olanları Ayırın

Mevcut kırtasiylerinizi gözden geçirmek için en güzel zaman! Bozulmuş, kırılmış  herşeyi atabilirsiniz.

Tükenmeye yüz tutmuş kalemlerinizi, bozulmuş zımbaları ” yeterince denersem bir gün çalışır” , ” zamanım olunca tamir ederim ” düşüncesiyle tutmayın.

En iyi parçaları seçin ve geri kalanından kurtulun. Hem yer kazanırsınız, hem de acil bir anda elinizi attığınızda her şey çalışıyor olur. Yeni yıl için ihtiyaçlarınızı belirleme şansınız olur.

Böylece önemli bir telefon görüşmesinde yazan bir kalem bulmaya çalışmak zorunda kalmazsınız!

New_year

5. İhtiyacınız Olmayan Postalama Gruplarından Ayrılın

Artık kullanmadığınız mail gruplarından ayrılarak,  daha temiz bir inbox/ gelen kutunuza kavuşabilirsiniz. 

Emin olamıyorsanız, bu gruptan gelen son 3 maili açıp açmadığınızı hatırlamaya çalışın. Eğer açmadıysanız, muhtemelen zamanı gelmiştir. Ayrılmadan önce bir 30 sn. düşünün ve sonrasında mutlaka ayrılın.

6. Fiziksel Dosyalama Sisteminizi de Yeni Yıl için Hazırlayın

Eğer varsa, fiziksel dosyalama sisteminizi de mutlaka yeni yıl için gözden geçirin ve hazırlayın.

Geçen yıla ait herşeyin doğru dosyalanmış olduğundan, muhasebe ve faturaların düzgün ve düzenli olarak ele alındığından emin olun.

Yeni dosyalara ihtiyacınız varsa, alın. Eski dosyaların atılması lazımsa, hemen imha edin.  Yeni yıl olmadan, eski yılla ilgili tüm dosyalamalarınızı bitirin.

Tüm bunları yoluna koyduğunuzda, yeni yıla başlamak için kendinizi çok daha  iyi ve hazır  hissedeceksiniz. 

7. Yeni Yılı Planlayın

Bunlar  illa “hedef“leriniz olmak zorunda değil ancak önümüzdeki yıl içinde çözmek ya da bitirmek istediğiniz işler olabilir.

Yılı çeyreklere bölerek planlamaya başlayabilirsiniz.

1. Çeyrek :

Abcd işini bitir.

vbc listelemesini yap. gibi

Bunları yazabilirsiniz ancak önemli olan mutlaka görebileceğiniz bir yerde olmalarını sağlayın, böylece yeni yıl içinde size yapmanız gerekenleri hatırlatacaktır.

Bunlar yeni yıl için yapacaklarım listesidir ve umarım sizlere de süper bir 2015 yılı hazırlıkları için yardımcı olur.

Sanal Asistanla Çalışma Kararını Vermeden Önce

am-I-ready-for-a-virtual-assistant

  • Bir müşteriyle ilgili iş teslim tarihini ya da iş fırsatını kaçırdıysanız,
  • Mevcut müşteriniz ve potansiyel müşterileriniz hakkında güncel bir veri tabanınız olmadığı için, işinizi geliştirme konusunda ilerleyemiyorsanız,
  • Sizi heyecanlandıran yeni iş planlarınız var ancak siz işi yürütebilmek için yapılması gereken günlük işlerinizle çok meşgulseniz,
  • İdari işleriniz tamamlamak için geceleri ve haftasonları yoğun olarak çalışıyorsanız,
  • Yapmaktan hoşlanmadığınız rutin işleriniz varsa ve bunlar daha önemli ve yaratıcı işlerinizden zaman çalıyorsa,

Tüm bu yazılanları okuyup, kafanızı  iki yana sallıyor ve “neden bahsediyor diyorsanız?” okumayı bırakabilirsiniz.

Ancak kafanızı aşağı yukarı sallıyor ve onaylıyorsanız, artık bir sanal asistanla çalışma vaktiniz gelmiş demektir

images

Sanal asistan nedir? Avantajları nelerdir?

Bugün sizlerle sanal asistanlığa dair bulduğum bir yazıyı paylaşmak istedim.

Günümüzde bütün sektörlerde rekabet oldukça ön plana çıktı. İş kollarının içine internet ve dolayısıyla E-Ticaret girdiği için, sabit giderlerini düşüren firmalar, ürünlerini de en dip fiyatlarla satar oldu. Dolayısıyla bu rekabete ayak uydurmak isteyen yeni katılımcı firmalarda, sabit giderlerini düşürmenin yollarını arıyor. Günümüzde bazı bankalar bile, faiz oranlarını, tüketici lehine arttırabilmek için, şubesiz bankacılığı deneme yoluna gidiyor. Durum böyle olunca da, verim kaybına uğramadan, maliyetleri düşürmek, ayrı bir uzmanlık alanı oluyor.

Yazımızın ana konusu olan, sanal asistanlığa gelirsek de, kurumsal kimliğinizi sergilerken, firmanızın iletişim çözümünü de beraberinde getiren bir sistem sanal asistan. Birçok KOBİ için, lüks kabul edilecek asistanlığın, gerekliliği es geçilemeyecek bir konu. Ama maddi elverişsizlikler, bu avantajı KOBİ’lerin kullanmasını engelliyor.

Sonuçlar böyle olunca da KOBİ’ler ister istemez, muadil sistem arayışlarına giriyorlar. Bu durumda da seçenekler 2’ye ayrılıyor.
* Sanal asistanın farklı bir lokasyondan da olsa, canlı bir insan tarafından verilmesi

* Asistanlığın, bilgisayar sistemine entegre, sanal makinelerce verilmesi.

İlk yöntemde çalışma şekli, belli bir konuma toplanmış sekreterya ve asistanlık hizmeti verecek kişiler. Abonelerinin müşterilerinden gelen aramaları, abonelerinin istedikleri şekilde karşılanması ve notların alınıp abonelerin bilgilendirilmesi esasına dayanır. Burada hizmeti verenlerin, tek bir binada olma zorunluluğu da yok. Sonuçta internet olan her noktada, size hizmet verecek bir sanal asistan çalıştırılabiliyor. Gelelim abone ayağına. Abone tarafında yapılan ise dış hattınıza bir cihazın bağlanması ve 2-3 telefon çalışından sonra, aramanın internet üzerinden hizmet alınan sanal asistanın önündeki telefona yönlendirilmesi. Bu sistemin avantajı, bir asistanın bulundurulması maliyetinden, daha alt rakamlara bu hizmetin alınabilmesi. Dezavantajı ise hala bu rakamlar, bir çok firma için yüksek kalırken, aynı zamanda abone tarafında mobilitenin tam sağlanamaması sayılabilir.

İkinci yöntem ise canlı insanın bulunmadığı, teknolojiyi biraz daha yoğun kullanan bir sistem olarak karşımıza çıkıyor. Burada her hizmet alan firma için, hizmeti veren tarafından mini ip santraller kurulmakta. İlk planda firmanın, bünyesine binlerce doları bulan bir alt yapıdan (bu alt yapının ayakta tutma ve güncelleme giderlerinden) kurtulması anlamına geliyor. Firmanın hatları sayısal hatlara çevrilerek, bu santrale entegre ediliyor. Böylece firma, bir ip santralin yapabileceği her özelliğe sahip bir konuma geliyor. Bu kısımdan sonra firmanın yapması gereken, sağlayıcı firmaya çalışma senaryosunu anlatmak ve sanal santral omurgasını ayarlanmasını beklemek. Sonrasında hattı kendisi için oluşturulan santrale yönlendiriliyor. Bir sonraki aşama, firmaya özel karşılama mesajlarının bir stüdyo ortamında seslendirilmesini sağlamak. Bu karşılama mesajları ve yönlendirmeler, firmanın kurumsal kimliğinin müşterilerine sergilenmesinde büyük önem taşıyor. Tüm ayarlamalar yapıldıktan sonra, sistem çalışmaya hazır hale geliyor.

Sistem neler yapabiliyor?

* Gelen aramaları, kurumsal kimliğinize uygun bir şekilde sanal sekreteriniz karşılıyor,

* Aramaları ister bir ip telefona, sabit bir telefona ya da bir cep telefona bağlayabiliyor.

* Ofis dışındaki bir cep telefonuna, ofisin şirket hattından gelen bir aramayı, bağlayabiliyor.

* Sadece bir cep telefonuyla bile, sanal asistan kullanılabiliyor.

* Tüm dünya üzerinde, birbiriyle sınırsız ve ücretsiz görüşebilen ve birbirine arama aktarabilen, dahili numaralar oluşturulabiliyor.

* Satış ya da pazarlama gibi ekiplerin personelleri, birbirinden ayrı yerlerde bile olsalar, santrale dahili olarak toplanabiliyorlar.

* Sadece 1 adet hatla (0850 ya da taşınan il kodlu bir numara) anlık 100 adede kadar karşılıklı görüştürebiliyor. (PBX’lere gerek kalmıyor;)

* Telekonferans ya da video konferans yapabiliyor. Konferansa katılacak olanlar, dahili hat, sabit hat ya da cep telefonu olabiliyor.

* Arayan müşterilerinin, ücretsiz bir şekilde kendilerini aramasını sağlayabiliyor.

* Cevaplanmayan tüm aramaların sesli mesaj olarak dahili abonenin mail adresine düşmesini sağlayabiliyor.

* Tüm gelen faksları otomatik olarak alıp, istenen mail adresine pdf formatında gönderilmesini sağlayabiliyor.

* Tüm görüşmeler istenirse kayıt altına alınabiliyor.

* Tüm yapılan görüşmelerin detayları ve ses kayıtlarının dinlenebilmesini özel web ara yüzünüzle yapabiliyorsunuz.

Tüm bu özelliklerin yanında, numaraların sanala taşınması durumunda, her taşınan hat için verilen sabit ücretlerinde, ödenmesine gerek kalmıyor. Birçok KOBİ’nin ihtiyacını fazlasıyla karşılayan sanal asistan sistemleri, özellikle home- ofis çalışanların, E-Ticaret firmalarının ve mobil olarak çalışanların ilgisini çekmektedir. Müşteriye özel hazırlanan senaryolar, bu sistemin kalbini oluşturmaktadır.

Kaynak: http://www.chip.com.tr/forum/sanal-asistan-nedir-avantajlari-nelerdir_t269841.html

Sanal Asistanlık Nedir?

Sanal Asistanlık Nedir?

thumb

Sanal Asistanlık, bu günün teknolojisinin sağladıkları ve özellikle de internet sayesinde, parmaklarımızın ucundan zaman ve mekan sınırı olmaksızın sağlanmakta olan bilgi akışının avantajını kullanarak gerçekleştirilen yeni bir çalışma şeklidir. İşverenler ile kurdukları güçlü ilişkiler, Sanal Asistanlık çalışmalarının her uzaklıktan gerçekleştirilmesine fırsat vermektedir. İşveren Sanal Asistanla çalışmasını ne kadar arttırırsa, karşılıklı güven ve saygıya dayalı bu ortaklıkla erişilebilecek başarı da o kadar büyük olacak, güven ve saygı içerisinde yapılacak olan işler Sanal Asistanların başarısını ve gelecekte yapılacak işlerin sayısını arttıracaktır. 1990′ larda bilgisayar endüstrisinin büyümesi ve aynı dönemde şirketlerdeki küçülmeler ile 1995’te Sanal Asistanlık profesyonel bir meslek olarak başlamıştır. “Sözleşmeli çalışanlara” doğru olan güncel eğilim, bu mesleğin sürekli büyümesini ve gelişmesini desteklemektedir. Sanal Asistanlık hizmetlerinden her büyüklükteki sirket/işveren yararlanabilir.

Sanal Asistan Kimdir?

Sanal Asistan (Virtual Assistant), elektronik ortamda yapılabilecek hizmetleri profesyonel olarak sağlamaya istekli, fiili olarak işverenin ofisinde çalışmayan, bunun yerine kendi ofisinden veya kendi ev-ofisinden çalışan kişidir. Sanal Asistan (SA), kendi ”Sanal İş”inde tam zamanlı veya part-time olarak çalışabilir. Sanal Asistanlar yaptıkları işte profesyoneldirler. Sanal Asistanlar, geniş bir yelpazede işle ilgili ve idari hizmetleri sunan, çok iyi uzmanlaşmış bağımsız yüklenicilerdir. Sadece farklı sektörlere çeşitli hizmetler ve ofis destek hizmetleri sunmakla kalmaz, işverenle işbirliği içinde de olurlar. Sanal Asistanlar sadece asistanlarınız değil aynı zamanda başarıya giden yoldaki partnerlerinizdir! SA’lar müşterilerine partner olarak onlarla karşılıklı saygı ve güven üzerine yapılanmış ve ortak bir amaca, yani işin başarısına yönelik güçlü ve benzersiz bir ilişki geliştirirler.

Sanal İşveren Kimdir – (Sİ)?

Sanal İşveren, belirli işlerin Sanal Asistanların yardımıyla yapılmasına gereksinimi olan kişi veya şirkettir. Çoğu zaman, Sanal bir İşveren bir projeyi komple olarak yüklenir ve onun parçalarını üçüncü şahıslara görev olarak vererek taşeronluk hizmeti alır. Bazı durumlarda ise, Sanal işverenler, kendi özgeçmiş yazıları, yeni evlerinin çizimleri, rapor yazıları, vb. gibi kişisel gereksinimleri için bir Sanal Asistanla çalışmak isterler. Sanal İşveren küçük bir girişimci, evinden çalışan bir girişimci, ev-ofis veya küçük ofis sahibi olabileceği gibi büyük bir şirket de olabilir. Bazen sanal iş (e-business) ortamında çalışan bir kişi hem “Sanal İşveren” ve hem de “Sanal Asistan” konumunda çalışabilir. Bu durum özellikle, birden fazla kategoride veya alt kategoride hizmet sağlanmasını gerektiren büyük ve kapsamlı işler alındığında gerçekleşir.

Sanal Asistanın Görevi ve Rolü Nedir?

Daha öncede belirttiğimiz gibi Sanal Asistanlar, bugünün teknolojisindeki gelişmeleri, özellikle de internet ile bilgi akışını kullanarak, iş yönetimi işlemlerini oluşturmak, uyarlamak ve sağlamaktan, çeşitli projelerle ilgili işlerin gerçekleştirilmesine, beyin fırtınasına, pazarlamaya, araştırma çalışmalarına, iş stratejileri geliştirmeye, takım oluşturmaya kadar uzanan pek çok konuda hizmet vererek işverene destek olurlar. Onlar, işinizin büyümesi ve gelişmesine katkıda bulunan partnerlerinizdir. Sanal Asistanlar müşterilerine çok çeşitli hizmetler sunmak için gerekli niteliklere sahiptirler ve işteki amaçlarınızı daha iyi desteklemeye yönelik yardımcı kaynaklar ve araçları önerebilir ve/veya kullanabilirlerler. Girişimcilerin pek çoğu çok fazla rolü birarada üstlenmiş durumdadırlar. Sanal Asistanın görevi, bu rolleri işverenden alarak ya kendilerinin üstlenmesi ya da işverene “işlerinin içinde” değil de “işlerinin üzerinde” çalışabilmeleri için gerekli zaman ve alanı bulmalarına fırsat verecek doğru kaynağı bulmaktır; kısaca söylemek gerekirse işverenin işleri içinde kaybolmasını önlemek için destek hizmetleri vermektir. SA’nın rolleri ve görevleri iş genişledikçe ve değiştikçe genişleyip değişmekle birlikte, işle sınırlı olmayıp işverenin kişisel bir seviyede desteklemesini de içerebilir.

Sanal Asistan ile Çalışmanın Faydaları:

Sanal Asistan (SA), sanal iş destek hizmetlerinde uzmanlaşmış, kendi işinde serbest çalışan bir girişimcidir. Sanal Asistan işverenin ofisinden çok uzakta olsa bile onunla birlikte çalışabilir. Sanal Asistan dünyanın herhangi bir yerinde olabilir! Klasik ofislerde yapılan pek çok iş, Sanal Asistanlar tarafından onların kendi ofislerinde veya ev-ofislerinde gerçekleştirilebilir. Onlarla iletişim kurmak için telefon, e-mail, faks, posta, vb. gibi araçlar kullanılabilir. Dosyalar e-postaya eklenerek, disketlerle, CD’lerle paylaşılarak değiş-tokuş edilebilir, aktarılabilir. Geçici personelin aksine, Sanal Asistanların birer partner gibi çalışması, işverenlerinin işlerini öğrenmelerine ve uzun dönemde o işin başarısında pozitif bir etki yapabilmelerine olanak verir.

• Sanal Asistanlar sizi pazarlama ve müşteri ilişkileri konusunda destekleyebilirler.
• Birçok Sanal Asistan web tasarımı ve arama motoru optimizasyonu konusunda uzmanlaşmıştır. Bir Sanal Asistan ile çalıştığınızda, sanal asistanınız işin detaylarını iyi bildiği için, web sitenizin güncel, çekici ve etkili bir içeriğe sahip olmasını sağlar.
• Sanal Asistan sizin sunumlarınızı çok daha profesyonel, parlak, düzenli ve özenli hazırlamanızı profesyonel şekilde destekler ve böylece dinleyenlerin ilgisini çekmenizi, ürünlerinizi ve hizmetlerinizi tanıtmanızı çok daha kolay hale getirir.
• Sanal Asistan, yazışmalar, metin yazıları, kitap yazımları, vb. gibi alanlardaki düzeltme, düzenleme ve yazım işlerinizde etkin bir yardımcınız olabilir. Bu da, çok daha profesyonel olmanızı sağlayarak pazardaki iletişimizde önemli rol oynar.
• Sanal Asistanınız bütün fatura işlemlerinizi, ödemelerinizi, faturalarınızı devralıp tüm muhasebe işlemlerinizi gerçekleştirebilir. Böylece onlar muhasebe ile ilgili tüm işlemlerinizile ilgilenirken siz de işinizle ilgili önemli kararlar verebilirsiniz.
• Sanal Asistanlar şirket organizasyonlarınızı planlayabilir çeşitli eğlence ve gezi turları organize edebilir. Böyle bir organizasyonu, hazırlık aşamasındaki sıkıntıyı yaşamadan düzenleyebilmenin ne kadar eğlenceli olacağını düşünün…
• Uzman Sanal Asistanlar size projelerinizin çeşitli aşamalarında farklı biçimlerde teknik destek verebilirler. Örn: teknik çizim, tasarım, fotoğraf düzenleme gibi.
• Sanal Asistanlarla sadece ihtiyacınız olduğu zamanlarda proje bazlı çalışabildiğiniz için bu size para tasarrufu sağlar. İşverenler sadece yapılan iş bazında para öderler ve ekipman, tedarik, sürekli maaş gibi maliyetleri yüklenmezler. Bunu nasıl bir tasarruf olduğunu düşünebiliyor musunuz!
• Sanal Asistanlar kendi ofislerinde çalışan bağımsız yüklenicilerdir. Bu bağlamda sizin mekandan tasarrufunuzu sağlarlar.
• Sanal Asistanlarla çalışmak size zamandan tasarruf sağlar. Çünkü, işe yeni bir eleman almak, geçici bir yardımcı bulmak ve yeni personelin yetiştirilmesi gibi işler için zaman harcamak zorunda kalmazsınız.
• Sanal Asistan randevularınızı organize edebilir, iş takviminizi idare edebilir, birikmiş işlerinizi üstlenebilir ve bu sayede işinizin pürüzsüz yürümesine yardımcı olabilir.

Doğru Sanal Asistan Seçimi:

Doğru seçilen bir Sanal Asistan ile çalışmak, birini ofis elemanı olarak işe almaktan daha zordur. Sanal çalışmanın özellikleri nedeni ile genellikle bu sahısla yüz yüze gelemezsiniz. Bu şartlar altında, Sanal Asistanların sizi kandırmadığına veya doğru Sanal Asistanı işe aldığınıza emin olabilmeniz için kendinize bazı sorular sormanız gerekmektedir:

• Benim projemin özellikleri nelerdir?
• Yurtiçinden bir Sanal Asistan ile mi yoksa yurtdışından bir Sanal Asistan ile mi çalışmalıyım? Bu kararın avantajları ve dezavantajları neler olacak?
• Sanal Asistan ile düzenli toplantılar yapmam gerekiyor mu?

Sanal çalışmanın doğasından ötürü lokasyon önem teşkil etmemektedir. Sanal Asistan bir ofis çalışanının yerine getireceği pek çok görevi yapabilir. Günlük faliyetlerinizi düzenler, raporlamalarınızı yapar, e-mail trafiğinizi gerçekleştirir, yolculuk düzenlemelerinizi yapar, projelerinizde teknik çizim desteği verir, fotoğraflarınızı düzenler, vb.. Eğer yurtiçinden veya kendi yörenizden bir Sanal Asistan ile çalışmaya karar verdiyseniz, bunu yapmakla ilk olarak seçeneklerinizi sınırlandırdığınızın farkında olmalısınız.

Bu karar doğrultusunda ikinci olarak Sanal Asistanların web sitelerini inceleyin ve bir çok Sanal Asistan ile iletişim kurup onlara amacınızı, işinizi, özet olarak projenizi anlatan ve onlardan da özetle yaptıkları işi, çalışma yöntemlerini, ücret ve ödeme koşullarını öğrenmek istediğinizi belirten bir bilgi ve teklif istemi gönderin ve sonra da gelen yanıtları inceleyin.

Üçüncü olarak, kararınızı 2 veya 3 Sanal Asistan arasında vermeye çalışmalısınız. Bu aşamada onlarla telefon görüşmesi yapmanız e-postalardan çok daha ikna edici olacak, Sanal Asistanın sizin için uygun olup olmadığı hakkında fikir verecektir. Sanal iş ilişkilerinde Sanal Asistana güvenmeniz çok önemlidir ve bu ilişki elemanlarınızla aynı ofiste çalışmanızdan çok farklıdır. Sanal Asistanızın sizin için yeterli ve gerekli donanıma sahip olduğundan, onun becerilerinin ve deneyiminin projenizle örtüştüğünden emin olmalısınız. Sanal Asistanların da sizin onlar için doğru müşteri olup olmadığınızı değerlendirmeleri gerekir. Diğer bir önemli konu da Sanal Asistanın niteliklerinin sizin için uygun olup olmadığıdır. Web sitelerini araştırın, profillerini inceleyin ve diğer müşterilerin de takdir ve tavsiyelerinin bulunduğu adayları gözden geçirin. Eğer gerek görürseniz önceki işverenlerinden biriyle görüşmeye çalışabilirsiniz.

Dördüncü aşama işe başlamadan önce her iki tarafın da şartlarının yazılı olduğu bir sözleşmenin yapılmasıdır. (İşin başlangıç – bitiş tarihi, ödeme miktarları ve ilgili tarihler, işin alınma ve gönderilme yöntemi, karşılıklı beklentiler ve işe özel şartlar gibi) Tüm bunların ardından, Sanal Asistan projeniz üzerinde çalışmaya başladıktan sonra periyodik olarak onun ilerlemesini kontrol edin ve bir problem olup olmadığını sorun, iletişimi koparmayın.

Kaynak: http://www.pedva.net/vemployment.php?&lg=tr

‘Sanal Asistan’ işbaşı yaptı!

va-1

Hızla değişen ve gelişen iş dünyasının gereksinimlerine paralel olarak asistanlık hizmetleri de teknolojiye ayak uyduruyor.

İş ve sosyal hayatında yoğun olan bireylere ve ihtiyaç sahibi şirketlere asistanlık hizmeti sunan sanal asistanlık modeli dünya çapında giderek yaygınlaşıyor. Amerika ve Avrupa’da binlerce kişinin yararlandığı bu hizmetin Türkiye’deki ilk temsilcisi olan 1asistan, 3 genç girişimci Ari Can Eryorulmaz, Ediz Ateş ve Emir Temizkan tarafından kuruldu. Sistem, iş ve sosyal hayatta asistan desteğine ihtiyaç duyan şirketlerin ve bireylerin daha özgür ve düşük maliyetli destek almalarını amaçlıyor.

1asistan Genel Müdürü Ari Can Eryorulmaz, Türkiye’de yaklaşık 3.5 milyon KOBİ’nin olduğunu ve son 5 yılda dünyada büyük bir trend haline gelen bu sistemin Türkiye’de de büyük bir boşluğu dolduracağına inandığını söyledi.

Kaynak : http://www.milliyet.com.tr/-sanal-asistan-isbasi-yapti-/ekonomi/detay/1900802/default.htm

Sanal Asistanla Çalışmaya Karar Vermek

Sanal asistanla çalışmaya karar vermek önemli bir aşamadır ve doğru şekilde karar verdiğinizde hayatınız inanılmaz derecede kolaylaşacaktır.  Fakat iş sadece sanal asistanla çalışmaya başlamakla bitmez, bir çok insan için görev delege etmek, insan yönetmek öğrenilmesi gereken bir beceridir.

Sizlere bu konuda biraz ipucu vermek istiyorum 🙂

Öncelikle günlük ve haftalık işlerinizi yazarak hangilerini delege edebileceğinize bakın. Bunları belirledikten sonra bu işlerin sizin için nasıl, ne zaman, hangi sıklıkta yapılması gerektiğini adım adım belirleyin, böylece sizin adınıza eksiksiz olarak yapılabilsin.

Sanal asistanınız için bir iş tanımı yazın; şartlarınızı ve ideal adayın özelliklerini tanımlamış olursunuz.  Böylece  hem karşı tarafa kendinizi tanıtmış, hem de beklentilerinizi  paylaşmış olacaksınız.

Her ne kadar ofisinizde sizin için çalışacak kanlı canlı bir asistan daha iyi olsa da ya da uzun çalışma saatleriyle herşeyi kendi kendinize yapmaya çalışmak,  bir sanal asistan sizin için maliyetleri düşürecektir. Ancak şunu unutmayın, ne öderseniz onun karşılığını alırsınız. Size diğerlerine oranla daha düşük teklif verenler, belki de sizin yazdığınız iş tanımını anlamadı bile. Aynı zamanda yüksek fiyatta her zaman kalite garantisi değildir ancak  düşük teklif genelde bir hayal kırıklığı ve uzun dönemde de daha yüksek maliyet olarak sonuçlanacaktır.

delege-400x300Ekibe yeni katılan birisinin takıma alışmasının zaman alacağını unutmayın. Her yeni çalışanın şirket içinde öncelikli olarak oryantasyon gibi eğitimler aldığını ve bunun sanal asistanınız içinde geçerlidir ve bu konuda ona destek olun.

Gerçek hayatta muhasebecinizin hem toplantılarınızı organize etmesini, hem kurumsal web sayfanızı yönetmesini, hem de müşteri ilişkilerini yürütmesini beklemezsiniz değil mi? O zaman sanal asistanınızdan da bunu beklemeyin 🙂 Her profesyonel çalışan gibi sanal asistanların da genelde uzmanlaştıkları alanlar vardır, kendi iş tanımınıza en uygun uzmanlaşmış olanla çalışarak her ikinizde mutlu olabilirsiniz.

Sanal asistanla çalışmanın bir diğer önemli sebebi de zaman yönetimi ve tasarrufudur. Ancak ilk kez sanal asistanla çalışanlar, benim için çalıştığından nasıl emin olabilirim düşüncesiyle aşırı detaycı ve müdahaleci davranarak bu faydayı sağlayamamaktadır. Bunun üstesinden gelmenin en iyi yolu, günlük raporlamalar olacaktır. Böylece sürekli kontrol etmek zorunda kalmazsınız.

Türkiye’de Sanal Asistanlık

Image

Türkiye’de özellikle İstanbul’da son yıllarda kiralama ofis hizmetleri oldukça yaygınlaştı. Bir çok lokal ve orta ölçekli şirket İstanbul’da ofisleri olması ve müşteri portföylerini genişletebilmek adına şirketlerden hizmet alıyorlar.  Yıllık olarak ödedikleri bir bedel karşılığında ofis, toplantı odası, posta ve sekreterya hizmetleri alıyorlar.

Türkiye’de sanal asistanlık çok yeni ve niş olmasına rağmen, ofis kiralama hizmeti gibi zamanla tanınacağını ve kullanılacağını düşünüyorum. Henuz herkes kanlı & canlı ofiste bir asistan talep ediyor 🙂

İnternet üzerinden iş yapanlar, farklı şehirlerde iş yapanlar,  farklı ülkeler üzerinden iş yapanlar zamanla bu kavramla tanışacak ve alışacaktır. Çok olmasa da linkedin üzerinden ulaştığım bu profilde çalışanlar mevcut ve yaygınlaşması en büyük temennim 🙂

Image